Ağız Yaraları

Ağız Yarası Ne Demektir?

Ağız yaraları; yanaklar, dudak iç yüzleri, dil, diş etleri ve damakta oluşan oval veya yuvarlak, bazen düzensiz kenarlı, zemini kırmızı veya kirli beyaz-gri renkte olabilen, yeme, çiğneme, konuşma sırasında ağrıya yol açarak, kişinin günlük yaşamını ve yaşam kalitesini doğrudan etkileyebilen yüzeysel veya derin doku kayıplarıdır.

Ağız Yarası Nerelerde Görülür?

Pek çok nedene bağlı gelişebilen ağız yaraları her zaman görünür bölgelerde olmayabilir. Ağzın arka taraflarında, dil kökünde, yutakta, hatta yemek borusunda veya bazen ses tellerinde yerleştiği zaman yemek yemede güçlük, yutkunurken ağrı, ses kısıklığı gibi şikâyetlere de neden olabilir.

Ağızda Yara Gelişimine Yol Açan Sebepler Nelerdir?

Ağız yaraları ısırma ya da sıcak yanığı gibi basit nedenlerden kaynaklanıyor olabileceği gibi, Behçet hastalığı gibi tüm vücudu etkileyebilecek bir hastalığın ya da ağız bölgesi kanserinin de belirtisi olabilir.

* Yanağı ısırmak, çok sıcak veya sert-sivri yiyecekler, uygun olmayan takma dişlerin basısı, kötü yapılmış dolguların sivri kısımlarının, kırık veya çürük dişlerin keskin kısımlarının teması ağız yaralarının nedeni olabilirler. Aslında ağız yaralarının en sık sebepleri bunlar olup, neden ortadan kaldırıldığında bu yaraların hızla iyileşmesi en önemli özellikleridir.

* Demir, çinko ve vitamin eksiklikleri (özellikle folik asit, B12 vitamini ) ağız yaralarını tetikliyor olabilir. Stres, hormonal değişiklikler (kadınlarda adet dönemleri, hamilelik vs.), ailesel yatkınlık (genetik faktörler),yiyecek alerjileri, bakteriler(frengi, verem mikrobu), virüsler(uçuk virüsü), mantar enfeksiyonları, bazı ilaçlar ve tütün kullanımı ağız yarasının ortaya çıkışını kolaylaştırabilecek etmenlerdir.

* Bazı cinsel yolla bulaşan hastalıklar da ağız yarasına neden olabilir. Örneğin frengi hastalığı genellikle genital bölgede olmakla birlikte, ağız içinde de yaraya neden olabilir.

* Ağız yaraları; Behçet hastalığı, bazı romatizmal hastalıklar, çölyak hastalığı, bazı iltahaplı bağırsak hastalıkları,bazı deri hastalıkları (pemfigus ve liken gibi) ve ağız kanserlerine bağlı gelişebilir.

Ağız Yarası Varlığında Hangi Branş Doktoruna Başvurulmalıdır?

Yukarıda sözü edilen tüm bu nedenlerin ayrımının yapılması ve tedavisi için aile hekimine başvurulabileceği gibi aile hekiminin yönlendirmesi ile ya da doğrudan bir deri ve zührevi hastalıkları uzmanına, kulak burun boğaz uzmanına veya bir diş hekimine başvurmak gerekir.

S.S.S

Sıkça Sorulan Sorular

Ağız Yarası problemi ve tedavisi ile ilgili sıkça sorulan sorular

İlaçlar genellikle deride döküntülere neden olmakla birlikte, ağız içinde de yaralara neden olabilmektedir. Ağız içinde genellikle aynı ilacın her alımında tekrarlayan yaralar şeklinde kendini gösterir. Ağız yarasının tekrarlama sıklığı, ilacın kullanılma sıklığına bağlıdır.

En sık neden olan ilaçlar antibiyotikler, ağrı kesiciler, epilepsi (sara) ilaçları olmakla birlikte birçok ilaç ağız içinde yara yapabilir. Ağız yaralarına ek olarak deride kızarıklıklar, yanık gibi içi su dolu kabarcıklar, deride soyulmalar, dudaklarda kanlı kabuklu yaralar, gözlerde kızarıklık görülebilir.

Tedavide ilk yapılması gereken ağız yarasına neden olan ilacın kesilmesidir. İlacı başlayan ilgili hekime bilgi verilmeli ve en kısa zamanda bir deri ve zührevi hastalıkları uzmanına, kulak burun boğaz uzmanına veya bir diş hekimine başvurmak gerekir.

Akne kronik olması, psikolojik stres oluşturması, tedavi edilmeyince kalıcı izler bırakabilmesi nedeniyle tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Eşlik eden farklı hastalıkların bulunabilmesi, bazı ilaçların akne oluşturması ve piyasada uygunsuz çok sayda ürünün akne tedavisinde denemesi gibi pek çok nedenden dolayı mutlaka bir doktor tarafından tercihen de (özellikle şiddetli olgular) dermatoloji uzmanı tarafından tedavi edilmesi gereken hastalıktır.

Tedavi için başvuruda bulunmayan hastalar genellikle hastalığının geçeceğine dair inancını yitiren veya akneyi bir hastalık olarak görmeyip tedavisiz geçeceğini düşünen kişilerdir. Bu yüzden beden ve benlik kaygısının yüksek olduğu ergenlik döneminde görülen, hastaların psikolojisini de etkileyen bu hastalığın tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu bilmeli ve dermatoloğa başvurarak uygun tedavi yollarını araştırmalıdır. Ayrıca verilen tedavilerin etki göstermesi için en az 2-3 hafta geçmesi beklenmelidir.

Bu nedenle tedavide en önemli nokta; sabırlı olmak, hekimle uyumlu olmak, verilen önerilere uymaktır. Hastanın uyumlu olması çok sayıda tedavi seçeneği olan bu hastalıkta istenilen sonuca ulaşılmasını kolaylaştıracaktır.

Ağız yaralarının tedavisinde ilk adım, ağız yarasının nedenini saptamak ve ona yönelik tedavi vermektir.

Aftlar genellikle 5-15 gün içinde kendiliğinden iyileşirler.Ağrıyı azaltmaya yönelik ağrıyı azaltıcı kremler, yaranın üzerinde gelişebilecek enfeksiyonları önlemeye yönelik antiseptikli gargaralar, ağızda gelişebilecek maya mantarı enfeksiyonuna yönelik gargaralar kullanılmaktadır.

Doktor tavsiyesi ile kullanılan kortizonlu kremler aftların üzerine sürüldüğünde iyileşmeyi hızlandırmaktadır.

Bir bardak ılık suda, bir çorba kaşığı karbonatın eritilmesiyle elde edilen karışımla yapılan gargara, doğal antiseptik özelliktedir (karbonatlı gargara).

Özellikle ağız yaralarının olduğu dönemlerde asitli, baharatlı, çok sıcak ve sertyiyeceklerden kaçınılmalıdır.

Ağız içinde aynı bölgede bir aydan uzun süren, inatçı ağız yaralarına iyileşmeyen ağız yarası denilir.

Bir aydan uzun süredir iyileşmeyen inatçı ağız yaraları ağız kanserinin habercisi olabilir. Bunun dışında bazı deri hastalıkları da ağız içerisinde önce içi su dolu kabarcıklara ardından da uzun süre kendiliğinden iyileşmeyen yaralara neden olabilirler. Bu tür müzmin yaralar ayrıca liken hastalığı ve bazı romatizmal hastalıkların da habercisi olabilir. Bunun dışında kırık veya keskin dişin veya dolgunun, kötü protezin temas yerinde devamlı bası ya da sürtünmeye bağlı iyileşmeyen ağız yaraları görülebilir.

Merak ettiğiniz sorularınız için bizimle iletişime geçin!